28 Mart 2010 Pazar

ÖNSÖZ: MÜSLÜMANLARIN TEVRAT VE İNCİL'E BAKIŞ AÇISIYLA İLGİLİ ÖNEMLİ AÇIKLAMA


Allah Kuran'da Müslümanların, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'e ve ondan önce gönderilmiş olan tüm peygamberlere ve bu peygamberlere indirilenlere iman ettiklerini bildirmektedir. Bakara Suresi'nin 4. ayetinde Rabbimiz Müslümanlar için "Onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler..." buyurmaktadır.
Kuran'da bildirildiği gibi İncil, Tevrat, Zebur ve Hz. İbrahim'in sayfaları geçmişte yaşamış olan peygamberlere indirilmiş kitaplardır. Bu kitapların bir kısmı yok olmuş, bir kısmı da tahrif olmuş veya değiştirilmiştir. Fakat buna rağmen içlerinde, hak dine ait birçok gerçek ve doğru izah yer almaktadır. Müslümanlar bu kitapları Kuran'a ve sünnete göre değerlendirip, ayetlere ve hadislere uygun olan izahların doğru olduğuna hüsn-ü zan ederler. Dolayısıyla, Kuran'a uygun, sünnete mutabık Tevrat ve İncil izahları Müslümanların istifade edebilecekleri izahlardır. Ancak temel şart, bu izahların Kuran ayetlerine ve hadislere uygun olmasıdır.
Allah bu kitapların, gönderildikleri toplumlarda insanlar için yol gösterici olduklarını bildirmiştir. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
O, sana Kitabı hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti. Bundan (Kur'an'dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler... (Al-i İmran Suresi, 3-4)
Bir diğer ayette Tevrat için şu şekilde bildirilmektedir:
Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.)... (Maide Suresi, 44)
Okumakta olduğunuz bu kitapta da, Tevrat'ta yer alan izahlardan bozulmuş, dejenere edilmiş kısımlar ele alınmamış, sadece Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerine uygun izahlar kullanılmıştır.
Ancak yine de Tevrat'taki Allah'ın Zatına yönelik bazı teşbihli (benzetmeli) anlatım şekilleri, Kuran'daki üsluptan farklılık göstermektedir. Yüce Rabbimiz her türlü eksiklikten münezzehtir ve O'nun hiçbir benzeri yoktur. Bu bakımdan, bir kısım Tevrat pasajlarına şerh (açıklama) eklemiştir.

GİRİŞ: MUHARREF TEVRAT'IN İÇİNDE GİZLENEN HAK KİTAP


Muharref Tevrat'ın İçindeki Güzel ve Hikmetli Açıklamaları, İmanın Nuru ile Görmek
Tevrat, Allah'ın Hz. Musa'ya vahyettiği mübarek bir kitaptır. Allah, bir Kuran ayetinde Tevrat'ın "nur" olarak indirildiğini bildirmektedir:
Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi)... (Maide Suresi, 44)
En'am Suresi'nde ise Hz. Musa'ya indirilen kitabın, "hidayet ve rahmet" olduğu şöyle bildirilmektedir:
Sonra Biz Musa'ya iyilik yapanların üzerinde (nimetimizi) tamamlamak herşeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki, Rablerine kavuşacaklarına inanırlar. (En'am Suresi, 154)
Ayrıca Kuran'da Musa'ya vahyedilen kitabın, insanlara "yol gösterici" kılındığı (Secde Suresi, 23); "bir rehber ve bir rahmet" olduğu (Ahkaf Suresi, 12); onları "karanlıklardan nura çıkarması" için indirildiği (İbrahim Suresi, 5); "Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet" olduğu (A'raf Suresi, 154) ve bu kitapta "herşeyden bir öğüt ve herşeyin yeterli bir açıklaması" olduğu (A'raf Suresi, 145) bildirilmektedir.
Günümüzdeki Tevrat, Kuran ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadisleri ile birlikte incelendiğinde, içinde hak dine ait pek çok konunun korunduğu, birçok güzel ve hikmetli açıklamalar içerdiği görülür. Allah'ın birliği, Allah korkusu, Allah sevgisi, Allah'a itaat ve teslimiyet, şükür ve dua, iman çoşkusu ve sevinci, yeniden diriliş, kıyamet günü gibi inanç esaslarının, muharref Tevrat'ın içinde, dağınık da olsa yer aldığı görülmektedir. Ayrıca günümüzdeki Tevrat'ta adalet, şefkat, merhamet, alçakgönüllülük gibi ahlaki değerlerle birlikte, hırsızlık yapmamak, zinadan sakınmak, hile yapmamak, faizle para kullanmamak, domuz eti yememek gibi hak dine ait pek çok hükümle de karşılaşılmaktadır.
Ancak Tevrat, yine Kuran'da bildirildiği üzere, sonradan tahrif edilmiş ve içine insan sözleri katılarak, hak kitap olma özelliğini kaybetmiştir. Bu nedenle bugün elimizdeki Tevrat, "muharref (tahrif edilmiş) Tevrat"tır. Tevrat'ın değişikliğe, bozulmaya uğradığı, Kuran'da şu ayetlerle bildirilmektedir:
Kimi Yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar. (Nisa Suresi, 46)
Siz (Müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı. (Bakara Suresi, 75)
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 13)
Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerle Yahudilerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azap vardır. Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. (Maide Suresi, 41-42)
Al-i İmran Suresi'nde ise, Allah "Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?" (Al-i İmran Suresi, 71) diye buyurmaktadır. Bir başka Kuran ayetinde Yüce Rabbimiz, İsrailoğulları'nı Tevrat'la ilgili şöyle uyarmaktadır:
"... Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır." (Maide Suresi, 44)
Ayetlerde de haber verildiği gibi, Tevrat'ta hak olduğuna hüsnü zan ettiğimiz kısımların yanı sıra, çok önemli bozulmalar da mevcuttur. Ahiret inancı dinin bir gereği olduğu halde, bu inanca ait izahların çoğu çıkarılmış; hatta bunu reddeden ifadeler konmuş (Vaiz, 9:5-6; Vaiz, 1:4); Peygamberlere ilişkin iftira mahiyetinde ifadeler eklenmiş (Hoşea, 12:3; Yaratılış, 32:28; Yeremya, 23:14; Yasa'nın Tekrarı, 18:20, 22); hepsinden ötesi her türlü eksiklikten münezzeh Yüce Rabbimiz'in Zatına yönelik sapkın anlatımlara (Yaratılış, 2:2; Mısır'dan Çıkış, 34:14; Yaratılış, 5:1, Yeşaya, 51:9; Mezmurlar, 74:23; Yeşaya, 63:9; Yeremya, 31:9; 2. Krallar, 17:17-18) ve buna benzer batıl inanış ve açıklamalara yer verilmiştir (Allah'ı tenzih ediriz). Tevrat'ın indirildiği İsrailoğulları kavmi arasında, Hz. Musa'nın önderliğindeyken bile, Allah'ın hükümlerine uymayan, Hz. Musa'ya başkaldıranlar olmuştur. Bazı İsrailoğulları'nın bu isyankarlıkları hem Kuran'da hem de Tevrat'ta detaylı olarak anlatılmaktadır. Kuran ayetlerinde şöyle bildirilmektedir:
De ki: "Ey Kitap Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın." İsrailoğulları'ndan inkar edenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir. Yapmakta oldukları münker(çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi! Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azapta ebedi kalacaklardır. Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır. (Maide Suresi, 77-81)
En'am Suresi'nin 91. ayetinde ise Rabbimiz, İsrailoğulları'nın Hz. Musa'ya indirilen kitabın çoğunu göz ardı ettiklerini şöyle bildirmektedir:
Onlar: "Allah, beşere hiçbir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki:"Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kâğıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu göz ardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki: "Allah." Sonra onları bırak içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar. (En'am Suresi, 91)
Allah'ın hikmeti olarak Tevrat'ta da, Hz. Musa'nın kavmi için kendisinin ardından Tevrat hükümlerini bozacaklarını düşündüğü ve kitabı korumaya alma ihtiyacı hissettiği anlatılmaktadır:
Musa Yasa'nın sözlerini eksiksiz olarak kitaba yazmayı bitirince, Rab'bin Antlaşma Sandığı'nı taşıyan Levililer'e şu buyruğu verdi: "Bu Yasa Kitabı'nı alın, Allah'ınız Rab'bin Antlaşma Sandığı'nın yanına koyun. Orada size karşı bir tanık olarak kalsın. Çünkü sizin başkaldıran, dikbaşlı kişiler olduğunuzu biliyorum. Bugün ben sağken, aranızdayken bile Rab'be karşı geliyorsunuz; ölümümden sonra daha ne kadar çok başkaldıracaksınız. Oymaklarınızın bütün ileri gelenlerini, görevlilerinizi bana getirin. Bu sözleri onlara duyuracağım. Yeri göğü onlara karşı tanık tutacağım.Ölümümden sonra büsbütün yozlaşacağınızı, size buyurduğum yoldan sapacağınızı biliyorum. Son günlerde kötülüklerle karşılaşacaksınız. Çünkü Rab'bin gözünde kötü olanı yapacak ve yaptıklarınızla O'nu öfkelendireceksiniz." (Yasa'nın Tekrarı; 31:24-29)
Hemen belirtmek gerekir ki, söz konusu kimseler Hz. Musa'nın tebliğ ettiği hak dini kabul etmemiş, bu nedenle dejenere etmeye yeltenmiş samimiyetsiz ve menfaatperest kişilerdir. Bunun yanında kuşkusuz samimi şekilde Allah'a inanan ve Rabbimiz'e kulluk etmeye çalışan pek çok dindar Yahudi, haham ve diğer din adamları da tarih boyunca Yahudilik içinde var olmuştur. Allah Kuran'da bu samimi, güzel ahlaklı Yahudileri şöyle haber vermektedir:
Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir. (Al-i İmran Suresi, 199)
Tevrat'ın bozulan bu kısımları, şeytanın müdahelesinin, etkisinin hissedildiği bölümlerdir. Bunlar temizlendiğinde, geriye şeytani müdahaleye uğramamış kısımlar kalmaktadır. Bu da, Muharref Tevrat'taki değiştirilmiş, sonradan eklenmiş bölümler dikkatlice ayrıldığında, gerçek Tevrat'a ulaşılacağı anlamına gelir. (En doğrusunu Allah bilir.) Bu ayrılmış kısımlar, okunduğunda kalbe şifa olan, ruha nur ve ferahlık veren sözlerdir. Maide Suresi'nin 44. ayetinde bildirildiği gibi "hidayet ve nur" olan kısımlardır. Okumakta olduğunuz bu kitapta yer alan Tevrat izahları da, sadece Kuran ayetlerine ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine uygun kısımlardır, hikmetli güzel öğütlerdir.
Tevrat'ta Ahiret İnancının Olmaması, Muharref Bir Kitap Olduğunun Göstergesidir
Ahiret inancı dinin temelidir ve imanın esaslarındandır; ahirete iman olmadan din olmaz, imtihan ortamı kalmaz, iyilerle kötüler bir olur. Bu da Allah'ın dünyayı eksiklikleriyle, geçici olarak yaratma amacına ve Rabbimiz'in sonsuz adaletine aykırıdır. İlahi adaletin gerçekleşmesi, iyilerle kötülerin ayrılması, herkesin hak ettiği karşılığı alması ahirette gerçekleşecektir. Dünya hayatı geçici olarak kaldığımız bir imtihan yeridir. Kimsenin bu dünyada yaptıkları yanına kalmayacaktır. Allah ahirette adaletini tecelli ettirecek ve hiç kimse "hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar bile haksızlığa uğratılmayacak"tır. (İsra Suresi, 71) Bu Allah'ın İlahi adaletinin gereğidir.
Bir kimsenin dünyada her türlü ahlaksızlığı yapıp, hayatının ölümle sona ermesi; yaptıklarının karşılığını almaması; Allah'ın İlahlık vasfına uygun değildir. Müminler ahirete kesin bir bilgiyle iman eder ve Allah'ın rızasını kazanmak, Allah'ın azabından korunmak için ümit ve korku arasında, dünya hayatlarının son anına kadar gayret ederler. Kuran'da Allah müminlerin ahirete inançlarını şöyle bildirmektedir:
Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır. (Bakara Suresi, 3-5)
Allah Kitap Ehli olan Musevilerden muttaki olanların da, ahiret gününe iman ettiklerini şöyle bildirmektedir:
...  Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir." (Al-i İmran Suresi, 113-115)
 İnkarcılarla iman edenlerin arasının ayrılacağı, Allah'a imanda samimi olanlarla sahtekarların ortaya çıkacağı ahiret hayatının varlığı, Tevrat'ın ve İncil'in Rabbimiz'in Katından indirildiği hak hallerinde ve Kuran'da yer almaktadır. Bu gerçek Kuran'da, Tevbe Suresi'nin 111. ayetinde şöyle bildirilmektedir:
Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda mücadele ederler, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 111)
Kuran'da yüzlerce ayette ahiret hayatı ve kıyamet gününe yönelik bilgi varken; Tevrat'ta böylesine hayati, dinin temeli olan bir konuda neredeyse hiç net bir anlatım yoktur. Hatta bundan dolayı bir kısım Yahudi mezhepleri, kendilerince ahiretin olmadığına inanmaktadırlar. Tevrat'ta ahiretle ilgili olan çok az sayıdaki açıklama ise, ancak Kuran ayetleri ile birlikte düşünüldüğünde kastedilen anlaşılmaktadır. Tevrat'ın hak olarak korunmadığının en önemli göstergelerinden biri, ahiret inancının çıkarılıp, onun yerine dünyanın sonsuza kadar süreceği, hayatın ölümle sona ereceğine yönelik sapkın izahların eklenmiş olmasıdır. (Vaiz, 9:5-6; Vaiz, 1:4) Bu tür eklemeleri yapanlar, dünyevi çıkarlarına uymayan kısımları değiştirenler, sahtekar, imansız kişilerdir. Bu tahrif olan kısımlar, muhtemelen o devrin dinsizlerinin, ahlaksızlıklarına ve menfaatlerine mazeret oluşturma girişimleridir.
Nitekim Tevrat'ta da "sahte" peygamberlerden çok kereler bahsedilmekte; onların Allah adına yalan söyledikleri bildirilmektedir:
"Peygamber de kahin de Allah'sız; tapınağımda bile kötülüklerini gördüm" diyor Rab. "Yeruşalim peygamberleri arasında şu korkunç şeyi gördüm: Zina ediyorlar, yalan peşindeler. Kötülük edenleri güçlendirdiklerinden, kimse kötülüğünden dönmüyor." Bu nedenleherşeye egemen Rab peygamberler için şöyle diyor: ". Allah'sızlığın bütün ülkeye yayılmasına neden oldular." Herşeye egemen Rab diyor ki, "Size peygamberlik eden peygamberlerin dediklerine kulak asmayın, onlar sizi aldatıyor. Rab'bin ağzından çıkanları değil, kendi hayal ettikleri görüşleri anlatıyorlar. Beni küçümseyenlere sürekli, 'Rab diyor ki: Size esenlik olacak!' diyorlar. Yüreklerinin inatçılığı doğrultusunda davrananlara, 'Başınıza felaket gelmeyecek' diyorlar. Bu peygamberleri ben göndermedim, ama çabucak ortaya çıktılar. Onlara hiç seslenmedim, yine de peygamberlik ettiler. "Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. Kafalarından uydurdukları hileleri aktaran bu yalancı peygamberler ne zamana dek sürdürecekler bunu?... İşte bunun için sözlerimi birbirlerinden çalan peygamberlere karşıyım" diyor Rab. "Evet, kendi sözlerini söyleyip, 'Rab böyle diyor diyen peygamberlere karşıyım" diyor Rab. "Ben onları ne gönderdim, ne de atadım. Bu halka hiç mi hiç yararları yok" diyor Rab. Bundan böyle, 'Rab'bin bildirisi' lafını ağzınıza almayacaksınız. Herkesin sözü kendi bildirisi olacak. Herşeye Egemen Rab'bin. sözlerini çarpıtıyorsunuz siz. (Yeremya, 23:11-36)
Tevrat'ta bahsi geçen ve Allah adına yalan söyleyen sahte din adamları, Allah'a karşı gelenlere yaptıklarından dolayı başlarına birşey gelmeyeceğini söylemektedirler. Bu da Allah adına yalan söyleyenlerin, ahiret inancını kendilerince ortadan kaldırmaya yönelik sahtekarlıklarıdır.
Kuran, muharref Tevrat'taki tüm bu eksikleri gideren, içindeki hak izahları tasdikleyen, Tevrat'ın içindeki yanlışlıkları açıklayan ve ortadan kaldıran bir kitap olarak indirilmiştir. Böylece anlaşmazlığa düşülen konular açıklığa kavuşmuş; sonradan eklenen batıl ve sapkın inançlar temizlenmiştir. Dolayısıyla Tevrat'ın Kuran'la mutabık, Kuran'ın tasdik ettiği, doğruladığı kısımları gerçek Tevrat'a ait hak izahlardır. Allah Kuran'ın bu yönünü şu ayetlerde haber vermektedir:
Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir. (Bakara Suresi, 89)
Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" (Bakara Suresi, 91)
Hz. Mehdi Muharref Tevrat'ın İçinden Hak Tevrat'ı Çıkaracaktır
Peygamberimiz (sav) ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi'nin Tevrat'ı açıklayacağını bildirmektedir. Allah'ın izniyle Tevrat'ın tahrif olmuş kısımlarından arındırılmış, Kuran'a uygun kısımlarının ortaya çıkarılması, Hz. Mehdi'nin geliş alametlerinden biridir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bu konu şöyle yer almaktadır:
- Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır-dan rivayet ediyor:
... Mehdi'nin Mehdi diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; gizli bir işe doğru yönlendirilecek, Tevrat ve diğer Semavi kitaplarıAntakya'da bir mağaradan çıkartacak ve Yahudiler arasında Tevrat'la, Hıristiyanlar arasında İncil'le hükmedecektir.
Harun b. Maruf; Zamra b. Rabia'dan, Abdullah b. Şevzeb'den rivayet ediyor:
Kuşkusuz ki, Mehdi, Mehdi diye adlandırılmıştır. Çünkü O, Şam dağlarından bir dağa doğru hidayet olunur (yönlendirilir) "Tevrat" kitaplarını oradan çıkartır ve onlara dayanarak Yahudilerle münazara (bir konu üzerinde yapılan tartışma) eder ve (sonuçta) bir grup Yahudi O'nun eliyle Müslüman olur.
Muhammed b. Ali es-Sülemi, İmam Muhammed Bakır'dan rivayet ediyor:
Mehdi'nin Mehdi diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; gizli bir işe doğru yönlendirilecek, halkın gönlünde olan şeylere hiyadet olacak... Tevrat'ı Antakya'da bir mağaradan çıkartarak...
"Ona Mehdi denilmesinin nedeni, Şam'da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir." (Suyuti, el-Havi li'l Feteva, II. 81)
Hadiste Hz. Mehdi'nin "Şam dağlarından bir dağa doğru yöneleceği" bildirilmektedir. Şam, ahir zaman hadislerindeki anlatımlarda "uzak bir yer, Mekke ve Medine'ye uzak olan" anlamını da taşımaktadır. Bu benzetme düşünüldüğünde, Tevrat'ın kutsal şehirlerden uzakta bir yerde ortaya çıkarılacağı anlaşılmaktadır. Zaman zaman hadiste bildirilen ifadelerin düz anlamı düşünülerek, mağaralarda Tevrat arandığı da olmaktadır. Ancak "Gerçek Tevrat", asıl olarak günümüzdeki Tevrat'ın içinde saklıdır. Elbette ki Tevrat'ın hak halinin bulunması için mağaralara da bakılabilir; fakat kastedilenin, en emin yer olan, bizzat Tevrat'ın kendi içi olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Mehdi de insanların gözünden gizlenmiş, saklanmış gerçek Tevrat'ı, muharref Tevrat'ın içinden çıkaracaktır. (En doğrusunu Allah bilir.)
Ünlü Yahudi alimi İbn-i Meymun (Maimonides), Tevrat'taki Yasaların açıklaması olan kitabında, Mehdi'nin (onların tanımlamasıyla Mesih'in) özelliklerinden birini şöyle açıklamaktadır:
... Onun (Mehdi'nin) döneminde (Tevrat'ın) tüm yasaları önceden olduğu gibi eski haline getirilecek... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)
Yahudiler de ahir zamanda gelecek Mehdi'nin, yeryüzünü Allah'a imanla dolduracağına (Yeşaya, 11:9), Allah'tan ilim ve hikmetle hareket edeceğine (Yeşaya, 11:2) ve Tevrat'taki Allah'ın emirlerinin Musa dönemindeki gibi uygulanacağına inanmaktadırlar. Günümüzde dindar Yahudiler, gelişini şevkle ve umutla bekledikleri Hz. Mehdi'nin, Tevrat'ı açıklayacağına ve anlaşmazlık konusu olan soruları cevaplayacağına da inanmaktadırlar.
Nitekim hadislerde de Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi'nin Yahudilere Tevrat'la hükmedeceğini haber vermektedir. Buna Kuran'da da işaret edilmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Allah Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'e şöyle bildirmektedir:
Tevrat indirilmeden evvel İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki: "Şu halde eğer doğruysanız Tevrat'ı getirin de onu okuyun". (Al-i İmran Suresi, 93)
Elinizdeki bu kitap da, Hz. Mehdi'nin gelişine zemin hazırlamak niyetiyle düzenlenmiş, naçizane bir çabadır. Hz. Mehdi müjdesini bekleyen ve onun gelişine hazırlık yapan Müslümanların, Peygamberimiz (sav)'in hadisleri ve Kuran ışığında Tevrat'tan bozulmadığına kanaat getirdiğimiz izahları bilmeleri ayrı bir güzellik olacaktır.
Elbette ki Müslümanlar, sadece Kuran'a uymakla yükümlüdür. Fakat Tevrat'tan Allah'ın sözleri olduğuna hüsn-ü zan ettiğimiz kısımlar üzerinde düşünebilir; bunlardan öğüt alabilir ve hikmetinden faydalanabilirler. Allah'ın izniyle bu kitap da, Müslümanların iman derinliğine bir vesile, dindar Yahudilerden samimiyet içinde yanlış izahlara uyanlar için de bir uyarı ve hatırlatma olacaktır.

TEVRAT'TA ALLAH SEVGİSİ


Allah'ınız Rab'bi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz. (Yasa'nın Tekrarı, 6:5)
Allah'ınız Rab Kendisi'ni bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır. (Yasa'nın Tekrarı, 13:3)
Allah'ınız Rab sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor: Allah'ınız Rab'den korkun, O'nun yollarında yürüyün, O'nu sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk edin; üzerinize iyilik gelsin diye bugün size bildirdiğim buyruklarına, kurallarına uyun. (Yasa'nın Tekrarı, 10:12-13)
Allah'ınız Rab'bi sevin. Uyarılarına, kurallarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyun. (Yasa'nın Tekrarı, 11:1)
Beni sevenleri ben de severim... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 8:17)
Ama Beni seven, buyruklarıma uyan binlerce kuşağa sevgi gösteririm. (Mısır'dan Çıkış, 20:6; Yasa'nın Tekrarı, 5:10)
Allah'ınız Rab'bi sevin... (Yasa'nın Tekrarı, 30:20)
Allah'ınız Rab'bi sevin, tümüyle gösterdiği yolda yürüyün, buyruklarını yerine getirin, O'na bağlı kalın, O'na candan ve yürekten hizmet edin. (Yeşu, 22:5)
Allah'ınız Rab'bin Allah olduğunu bilin. O güvenilir Allah'tır. Kendisi'ni sevenlerin, buyruklarına uyanların ... antlaşmasına bağlı kalır. (Yasa'nın Tekrarı, 7:9)
Allah'ınız Rab'bi sevmek, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk etmek için bugün size bildirdiğim buyruklara iyice kulak verirseniz, Rab ülkenize ilk ve son yağmuru vaktinde yağdıracak. (Yasa'nın Tekrarı, 11:13-14)
Ey göklerin Allah'ı Rab! Yüce ve görkemli Allah! Seni sevenlerle, buyruklarına uyanlarla yaptığın antlaşmaya bağlı kalırsın. (Nehemya, 1:5)
Severim, ya Rab. görkeminin bulunduğu yeri. (Mezmurlar, 26:8)
Ey herşeye egemen Rab, ne kadar severim konutunu!... İçim çekiyor, yüreğim, bütün varlığım Sana, yaşayan Allah'a sevinçle haykırıyor. (Mezmurlar, 84, 1-2)
... Allah'ınız Rab'bi sevmeye çok dikkat edin. (Yeşu, 23:11)
Allah'ınız Rab'bi sevin. Uyarılarına, kurallarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyun. (Yasa'nın Tekrarı, 11:1)
... O'nu (Allah'ı) bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevesiniz ve yaşayasınız. (Yasa'nın Tekrarı, 30:6)
Rab'bi sevin, ey O'nun sadık kulları! Rab Kendisi'ne bağlı olanları korur... (Mezmurlar, 31:23)
Seni seviyorum, gücüm Sensin, ya Rab! (Mezmurlar, 18:1)
Rab'bi seviyorum... Yaşadığım sürece O'na sesleneceğim. (Mezmurlar, 116:1-2)
"Beni sevdiği için onu kurtaracağım" diyor Rab... (Mezmurlar, 91:14)
Ey sizler, Rab'bi sevenler, kötülükten tiksinin. O sadık kullarının canıınıı korur, onlarıı kötülerin elinden kurtarıır. (Mezmurlar, 97:10)
Bugün size Allah'ınız Rab'bi sevmeyi, yollarıında yürümeyi, buyruklarıına, kurallarına, ilkelerine uymayı buyuruyorum. Öyle ki... Allah'ınız Rab tarafından kutsanasınız. (Yasa'nın Tekrarı, 30:16)
Allah'ınız Rab'bi sevmek, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk etmek için bugün size bildirdiğim buyruklara iyice kulak verirseniz, Rab ülkenize ilk ve son yağmuru vaktinde yağdıracak... (Yasa'nın Tekrarı, 11:13-14)
Allah'ınız Rab'bi sevmek, her zaman O'nun yollarında yürümek için bugün size bildirdiğim bütün bu buyruklara uyarsanız... (Yasa'nın Tekrarı, 19:8-9)
Uymanıız için size bildirdiğim bu buyrukları eksiksiz yerine getirir, Allah'ınız Rab'bi sever, yollarında yürür, O'na bağlı kalırsanız... (Yasa'nın Tekrarı, 11:22)
Sevinsin Sana sığınan herkes, sevinç çığlıkları atsın sürekli... Sevinçle coşsun adını sevenler Sen'de. (Mezmurlar, 5:11)
Rab korur Kendisi'ni seven herkesi... (Mezmurlar, 145:20)

TEVRAT'TA ALLAH KORKUSU


Ama Rab Kendisi'nden korkanları sonsuza dek sever... (Mezmurlar, 103:17-18)
Bilgeliğin temeli Rab korkusudur, O'nun kurallarını yerine getiren herkes sağduyu sahibi olur. (Mezmurlar, 111:10)
Rab'be korkuyla hizmet edin, titreyerek sevinin. (Mezmurlar, 2:11)
Ne mutlu Rab'den korkana, O'nun yolunda yürüyene! Emeğinin ürününü yiyeceksin, mutlu ve başarılı olacaksın. Rab'den korkan kişi böyle kutsanacak. (Mezmurlar, 128:1-4)
Allah korkusu, doygun ve dertsiz bir yaşama kavuşturur. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 19:23)
Kendini bilge biri olarak görme, Rab'den kork, kötülükten uzak dur. Böylece bedenin sağlık ve ferahlık bulur. (Süleyman Özdeyişleri, 3:7-8)
Rab'den korkan tam güvenliktedir... Rab korkusu yaşam kaynağıdır... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:26-27)
Rab korkusu insanı kötülükten uzaklaştırır... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 16:6)
Rab korkusu bilgelik öğretir... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 15:33)
... Sürekli Rab korkusunda yaşa. Böylece bir geleceğin olur ve umudun boşa çıkmaz... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 23:17-18)
Rab'den korkan tam güvenliktedir... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:26)
Allah'ınız Rab sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor:         Allah'ınız Rab'den korkun, O'nun yollarında yürüyün, O'nu sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk edin... (Yasa'nın Tekrarı, 10:12-13)
Allah'ınız Rab'bin ardınca yürüyün, O'ndan korkun. Buyruklarına uyun, O'nun sözüne kulak verin. O'na kulluk edin, O'na bağlı kalın. (Yasa'nın Tekrarı, 13:4)
Rab korkusu paktır, sonsuza dek kalır. (Mezmurlar, 19:9)
Musa... "Allah sizi denemek için geldi; Allah korkusu üzerinizde olsun, günah işlemeyesiniz diye." (Mısır'dan Çıkış, 20:20)
Yaşadığınız sürenin güvencesi O'dur. Bol bol kurtuluş, bilgi ve bilgelik sağlayacak. Halkın hazinesi Rab korkusudur. (Yeşaya, 33:5-6)
"Bu kitapta yazılı Yasa'nın bütün sözlerine uymaz, Allah'ınız Rab'bin yüce ve heybetli adından korkmazsanız, Rab sizi ve soyunuzu korkunç belalarla, büyük ve sürekli belalarla, ağır, iyileşmez hastalıklarla vuracak. (Yasa'nın Tekrarı, 28: 58-59)
Yeşu, "Bunun için Rab'den korkun, içtenlik ve bağlılıkla O'na kulluk edin" diye devam etti. (Yeşu, 24:14)
Herşeye egemen Rab'bi kutsal sayın. Korkunuz, yılgınız O'ndan olsun. (Yeşaya, 8:13)
Allah'ınız Rab'den korkun, O'na kulluk edin. O'na bağlı kalın ve O'nun adıyla ant için. (Yasa'nın Tekrarı, 10:20)
...Allah'ınız Rab'bin buyruklarına uyun. Yollarında yürüyün, O'ndan korkun. (Yasa'nın Tekrarı, 8:6)
Yaşamınız boyunca siz, çocuklarınız ve torunlarınız, size verdiğim bütün kurallara, buyruklara uyarak Allah'ınız Rab'den korkun ki, ömrünüz uzun olsun. (Yasa'nın Tekrarı, 6:2)
Övgüler sunun Rab'be! Ne mutlu Rab'den korkan insana, O'nun buyruklarından büyük zevk alana! (Mezmurlar, 112:1)
Ey sizler, Rab'den korkanlar, O'na övgüler sunun!... (Mezmurlar, 22:23)
Rab'den korkmak kötülükten nefret etmek demektir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 8:13)
Kutsallar topluluğunda Allah korku uyandırır. (Mezmurlar 89:7)
Dostuyum bütün Senden korkanların, koşullarına uyanların. (Mezmurlar, 119:63)
Keşke benden korksalardı ve bütün buyruklarıma uymak için her zaman yürekten istekli olsalardı! O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi. (Yasa'nın Tekrarı, 5:29)
... Ebeler Allah'tan korkan kimselerdi... Ebeler Kendisi'nden korktukları için Allah onları ev bark sahibi yaptı. (Mısır'dan Çıkış, 1:17, 21)
Ûs ülkesinde Eyüp adında bir adam yaşardı. Kusursuz, doğru bir adamdı. Allah'tan korkar, kötülükten kaçınırdı. (Eyüp, 1:1)
Dağlar Rab'bin önünde titrer, erir tepeler. Yer sarsılır önünde. Dünya ve üzerinde yaşayanların tümü titrer. (Nahum, 1:5)
Krallığımda yaşayan herkesin Daniel'in Allah'ından korkup titremesini buyuruyorum... (Daniel, 6:26)
Kim Rab'den korkarsa, Rab ona seçeceği yolu gösterir. Huzur içinde yaşayacak o insan... (Mezmurlar, 25:12-14)
... Görevinizi Rab korkusuyla, bağlılıkla, bütün yüreğinizle yapmalısınız. (2. Tarihler, 19:9)
Rab korkusudur bilginin temeli. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 1:7)
Birbirinize haksızlık yapmayacak, Allah'ınızdan korkacaksınız. Allah'ınız Rab Benim. (Levililer, 25:17)
Eğer Rab'den korkar, O'na kulluk ederseniz, O'nun sözünü dinleyip buyruklarına karşı gelmezseniz... Yalnız Rab'den korkun, O'na bağlılıkla ve bütün yüreğinizle kulluk edin. O'nun sizler için ne görkemli işler yaptığını bir düşünün! (1. Samuel, 12:14, 24)
Halkı -erkekleri, kadınları, çocukları ve kentlerinizde yaşayan yabancıları- toplayın. Öyle ki, herkes duyup öğrensin, Allah'ınız Rab'den korksun. Bu yasanın bütün sözlerine uymaya dikkat etsin... Yaşadığınız sürece Allah'ınız Rab'den korkmayı öğrensinler. (Yasa'nın Tekrarı, 31:12-13)
Rab Kendisi'ne yakaran, içtenlikle yakaran herkese yakındır. Dileğini yerine getirir Kendisi'nden korkanların... (Mezmurlar, 145:18-19)
Bütün yeryüzü Rab'den korksun, dünyada yaşayan herkes O'na saygı duysun. Çünkü O söyleyince, herşey var oldu; O buyurunca, herşey belirdi. (Mezmurlar, 33:8-9)
Allah'ınız Rab'den korkacaksınız; O'na kulluk edecek ve O'nun adıyla ant içeceksiniz. Başka ilahların, çevrenizdeki ulusların taptığı hiçbir ilahın ardınca gitmeyeceksiniz. (Yasa'nın Tekrarı, 6:13-14)
Sağıra lanet etmeyecek, körün önüne engel koymayacaksın. Allah'ından korkacaksın. Rab Benim. (Levililer, 19:14)
... Yaşlılara saygı göstereceksin. Allah'ından korkacaksın. Rab Benim. (Levililer, 19:32)
Oğlum, bilgeliğe kulak verip yürekten akla yönelerek sözlerimi kabul eder, buyruklarımı aklında tutarsan; evet, aklı çağırır, ona gönülden seslenirsen, gümüş ararcasına onu ararsan, onu ararsan define arar gibi, Rab korkusunu anlar ve Allah'ı yakından tanıırsın. Çünkü bilgeliğin kaynağı Rab'dir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 2:1-6)
Bilge kişiyi eğitirsen daha bilge olur, doğru kişiye öğretirsen bilgisini artırır. Rab korkusudur bilgeliğin temeli. Akılı Kutsal Olan'ı (Allah'ı) tanımaktır... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 9:9-10)
Rab sevecen ve lütfedendir... Kendisi'nden korkanlara karşıı sevgisi de o kadar büyüktür... Rab Kendisi'nden korkanlara sevecen davranır... (Mezmurlar, 103:8, 11-13)
Rab korkusu ömrü uzatır, kötülerin yıllarıysa kısadır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 10:27)
Doğru yolda yürüyen, Rab'den korkar... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:2)
Rab'bin meleği O'ndan korkanların çevresine ordugah kurar, kurtarır onları... Rab'den korkun... çünkü O'ndan korkanın eksiği olmaz. (Mezmurlar, 34:7-9)
... Rab sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor: Allah'ınız Rab'den korkun, O'nun yollarında yürüyün, O'nu sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk edin; üzerinize iyilik gelsin diye bugün size bildirdiğim buyruklarına, kurallarına uyun. (Yasa'nın Tekrarı, 10:12-13)
... Sen ulusun, harikalar yaratırsın, tek Allah Sen'sin. Ya Rab, yolunu bana öğret, Senin gerçeğine göre yürüyeyim, kararlı kıl beni, yalnız Senin adından korkayım. (Mezmurlar, 86:10-11)
Ey Rab'den korkanlar, Rab'be güvenin, O'dur yardımcınız ve kalkanınız (koruyanınız)!... Küçük, büyük, Kendisi'nden korkan herkesi kutsayacak. (Mezmurlar, 115:11-13)
Rab'be şükredin, çünkü O iyidir, sevgisi sonsuzdur... "Sonsuzdur sevgisi!" desin Rab'den korkanlar. (Mezmurlar, 118:1-4)
... Rab'be övgüler sunun, ey Rab'den korkanlar! (Mezmurlar, 135:20)
Rab Kendisi'nden korkanlardan, sevgisine umut bağlayanlardan hoşlanır. (Mezmurlar, 147:11)
Bilge kişi (Allah'tan) korktuğu için kötülükten uzaklaşır... (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:16)
Yoksul olup Rab'den korkmak, zengin olup kaygı içinde yaşamaktan yeğdir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 15:16)
Alçakgönüllülüğün ve Rab korkusunun ödülü, zenginlik, onur ve yaşamdır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 22:4)
Kusursuz yaşam süren, adil davranan, yürekten gerçeği söyleyen (kişi)... Rab'den korkanlara saygı duyar. (Mezmurlar, 15:2-4)
Rab, "Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?" dedi, "... Kusursuz, doğru bir adamdır. Allah'tan korkar, kötülükten kaçınır..." (Eyüp, 2:3)
İyiliğin ne büyüktür, ya Rab, onu Sen'den korkanlar için saklarsın... (Mezmurlar, 31:19)
... Rab'bin gözü Kendisi'nden korkanların, sevgisine umut bağlayanların üzerindedir. (Mezmurlar, 33:18)
Gelin, ey çocuklar, dinleyin beni: Size Rab korkusunu öğreteyim. Kim yaşamdan zevk almak, iyi günler görmek istiyorsa, dilini kötülükten, dudaklarını yalandan uzak tutsun. Kötülükten sakının, iyilik yapın; esenliği amaçlayın, ardınca gidin. (Mezmurlar, 34:11-14)
Gelin, dinleyin, ey sizler, Allah'tan korkanlar, (Allah'ın) benim için neler yaptığını size anlatayım. (Mezmurlar, 66:16)
Kuralları, yasaları halka öğret, izlemeleri gereken yolu, yapacakları işi göster. Bunun yanı sıra halkın arasından Allah'tan korkan, yetenekli, haksız kazançtan nefret eden dürüst adamlar seç... (Mısır'dan Çıkış, 18:20-21)
Halklar Sana şükretsin, ey Allah, bütün halklar Sana şükretsin!... Dünyanın dört bucağındakiler O'ndan korksun! (Mezmurlar, 67:5-7)
Bir kardeşin yoksullaşır, muhtaç duruma düşerse, ona yardım etmelisin. Aranızda kalan bir yabancı ya da konuk gibi yaşayacak. Ondan faiz ve kâr alma. Allah'ından kork ki, kardeşin yanında yaşamını sürdürebilsin... Ona efendilik etmeyecek, sert davranmayacaksın. Allah'ından korkacaksın. (Levililer, 25:35-36, 43)
Yalnız Sensin korkulması gereken... (Mezmurlar, 76:7)
... Sadık kullarına esenlik sözü verecek, yeter ki, bir daha akılsızlık etmesinler. Evet, O Kendisi'nden korkanları kurtarmak üzeredir... (Mezmurlar, 85:8-9)
... Rab'den korkup O'na ve kulu Musa'ya güvendi. (Mısır'dan Çıkış, 14:31)
Bu yasa örneğini yanında bulunduracak, yaşamı boyunca her gün onu okuyacak. Öyle ki, Allah'ı Rab'den korkmayı, bu yasanın bütün sözlerine ve kurallarına uymayı öğrensin; kendini kardeşlerinden üstün saymasın, yasanın dışına çıkmasın; kendinin ve soyunun krallığı İsrail'de uzun yıllar sürsün. (Yasa'nın Tekrarı, 17:19-20)
Çünkü Allah'tan gelecek beladan korkarım, O'nun görkeminden (kudretinden) ötürü böyle bir şey yapamam. (Eyüp, 31:23)
Senin güvendiğin Allah'tan korkun değil mi, umudun kusursuz yaşamında değil mi? (Eyüp, 4:6)
Sürekli üzerimize iyilik gelmesi... için Allah'ımız Rab bütün bu kurallara uymamızı ve Kendisi'nden korkmamızı buyurdu. (Yasa'nın Tekrarı, 6:24)
Benden önce görev yapan valiler halka yük oldular... Uşakları bile halkı ezdi. Ama ben Allah'tan korktuğum için böyle davranmadım. (Nehemya, 5:15)
Onun için Rab'den korkun, dikkatle yargılayın. Çünkü Allah'ımız Rab kimsenin haksızlık yapmasına, kimseyi kayırmasına, rüşvet almasına göz yummaz... Yehoşafat onlara şu buyrukları verdi: "Görevinizi Rab korkusuyla, bağlılıkla, bütün yüreğinizle yapmalısınız." (2. Tarihler, 9:7-9)
Günahlı yüz kez kötülük edip uzun yaşasa bile, Allah'tan korkanların, O'nun önünde saygıyla duranların iyilik göreceğini biliyorum. Oysa kötü, Allah'tan korkmadığı için iyilik görmeyecek... (Vaiz, 8:12-13)
Dinleyin!... O'nun (Allah'ın) adından korkmak bilgeliktir. (Mika, 6:9)
... Rab'den korkarak O'nun lütfunu diledi... (Yeremya, 26:19)
... Sen büyüksün, Adın da büyüktür gücün sayesinde. Sen'den kim korkmaz... (Yeremya, 10:6-7)
... Yaşadıkları sürece Sen'den korksunlar ve Senin yolunda yürüsünler... Öyle ki, dünyanın bütün ulusları... adını bilsin, Sen'den korksun...  (2. Tarihler, 6:31-33)

TEVRAT'TA ALLAH'A YAKINLIK VE İMAN DERİNLİĞİ


Tevrat'ta Allah'a Yakınlık
Rab Kendisi'ne yakaran, içtenlikle yakaran herkese yakındır. (Mezmurlar, 145:18)
Ey canım, yalnız Allah'ta huzur bul, çünkü umudum O'ndadır. (Mezmurlar, 62:5)
Ya Rab, bütün varlığımla Sana yaklaşıyorum. (Mezmurlar, 25:1)
Bugünkü gibi O'nun kurallarına göre yaşamak ve buyruklarına uymak için bütün yüreğinizi Allah'ımız Rab'be adayın." (1. Krallar, 8:61)
Beni sevenleri Ben de severim, gayretle arayan Beni bulur. (Süleyman Özdeyişleri, 8:17)
Allah'ınız Rab'bi sevin, sözüne uyup O'na bağlanınRab yaşamınızdır... (Yasa'nın Tekrarı, 30:20)
Allah'ınız Rab'bi unutmamaya dikkat edin. Bugün size bildirdiğim buyruklarını, ilkelerini, kurallarını gevşetmeyin. (Yasa'nın Tekrarı, 8:11)
Bugüne dek yaptığınız gibi, Allah'ınız Rab'be sımsıkı bağlı kalın. (Yeşu, 23:8)
Yüreklerinizi Rab'be adayın, bundan böyle dikbaşlı olmayın. (Yasa'nın Tekrarı, 10:16)
Bulma fırsatı varken Rab'bi arayın, yakındayken O'na yakarın. (Yeşaya, 55:6)
Canım yalnız Allah'da huzur bulur…  (Mezmurlar, 62:1)
Rab Kendisi'ne yakaran, içtenlikle yakaran herkese yakındır. Dileğini yerine getirir Kendisi'nden korkanların, feryatlarını işitir, onları kurtarır. Rab korur Kendisi'ni seven herkesi... (Mezmurlar, 18:20)
Sen, ey oğlum Süleyman, babanın Allah'ını tanı. Bütün yüreğinle ve istekle O'na kulluk et. Çünkü Rab her yüreği araştırır, her düşüncenin ardındaki amacı saptar. Eğer O'na yönelirsen, Kendisi'ni sana buldurur. Ama O'nu bırakırsan, seni sonsuza dek reddeder. (1. Tarihler, 28:9)
Yeşu, "Bunun için Rab'den korkun, içtenlik ve bağlılıkla O'na kulluk edin" diye devam etti, "Atalarınızın... kulluk ettikleri ilahları atın, Rab'be kulluk edin. (Yeşu, 24:14)
... Allah'ınız Rab'bi unutmamaya dikkat edin. (Yasa'nın Tekrarı, 8:14)
... Allah'ınız Rab sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor:  Allah'ınız Rab'den korkun, O'nun yollarında yürüyün, O'nu sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk edin. (Yasa'nın Tekrarı, 10:12)
Allah'ınız Rab'den korkun, O'na kulluk edin. O'na bağlı kalın ve O'nun adıyla ant için. (Yasa'nın Tekrarı, 10:20)
Allah'ınız Rab'bi sevmek, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk etmek için bugün size bildirdiğim buyruklara iyice kulak verirseniz. (Yasa'nın Tekrarı, 11:13)
Allah'ınız Rab'bin ardınca yürüyün, O'ndan korkun. Buyruklarına uyun, O'nun sözüne kulak verin. O'na kulluk edin, O'na bağlı kalın. (Yasa'nın Tekrarı, 13:4)
Ama Sen, ya Rab, çevremde kalkansın (beni koruyansın), onurum, başımı yukarı kaldıran Sensin. (Mezmurlar, 3:3)
Allah kalkan gibi yanıbaşımda, temiz yüreklileri O kurtarır. (Mezmurlar 7:10)
Esenlik içinde yatar uyurum, çünkü yalnız Sen, ya Rab, güvenlik içinde tutarsın beni. (Mezmurlar, 4:8)
Sana sığınıyorum. Rızanı işlemeyi bana öğret. Çünkü Sen benim Allah'ımsın... (Mezmurlar, 143:9-10)
Rab'bi tanıyalım, Rab'bi tanımaya gayret edelim.. (Hoşea, 6:3)
Rab diyor ki, "Bu halk bana yaklaşıp ağızlarıyla, dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzak…" (Yeşaya, 29:13)
Rab diyor ki, "İnsana güvenen, insanın gücüne dayanan, yüreği Rab'den uzaklaşan kişi lanetlidir. Böylesi bozkırdaki çalı gibidir, iyilik geldiği  zaman görmeyecek... (Yeremya, 17:5-6)
… Rab'bin yolunda yürüdüm, Allah'ımdan uzaklaşarak kötülük yapmadım. (Mezmurlar, 18:21)
Doğruluk ekin kendiniz için, sevgi meyveleri biçin... Çünkü Rab'be yönelme zamanıdır... (Hoşea, 10:12)
Bu yüzden Allah'ına dön sen, sevgiye, adalete sarıl, sürekli Allah'ını bekle. (Hoşea, 12:6)
Allah'ın Rab'be dön... Dualarla gidin, Rab'be dönün, O'na, "Bağışla bütün suçlarımızı" deyin, "Lütfet, kabul et bizi..." (Hoşea, 14:1-2)
Kötü kişi yolunu, fesatçı düşüncelerini bıraksın; Rab'be dönsün, merhamet bulur, Allah'ımıza dönsün, bol bol bağışlanır. (Yeşaya, 55:7)
Giysilerinizi değil, yüreklerinizi paralayın ve Allah'ınız Rab'be dönün. Çünkü Rab lütfeder, acır... Sevgisi engindir... (Yoel, 2:13)
Tevrat'ta Allah'a Bağlılık ve Sadakat
Allah'ınız Rab'den korkun, O'na kulluk edin. O'na bağlı kalın ve O'nun adıyla ant için. (Yasa'nın Tekrarı, 10:20)
Uymanız için size bildirdiğim bu buyrukları eksiksiz yerine getirir, Allah'ınız Rab'bi sever, yollarında yürür, O'na bağlı kalırsanız... Hiç kimse size karşı koyamayacak. (Yasa'nın Tekrarı, 11:20-22)
Çünkü Ben kurbandan değil, bağlılıktan hoşlanırım, yakmalık sunulardan çok Beni tanımanızı isterim. (Hoşea, 6:6)
Allah'ınız Rab'bin ardınca yürüyün, O'ndan korkun. Buyruklarına uyun, O'nun sözüne kulak verin. O'na kulluk edin, O'na bağlı kalın. (Yasa'nın Tekrarı, 13:4)
Rab'bi sevin, ey O'nun sadık kulları! Rab Kendisi'ne bağlı olanları korur... Ey Rab'be umut bağlayanlar, güçlü ve yürekli olun! (Mezmurlar, 31:23-24)
Süleyman, "Kulun babam Davut'a büyük iyilikler yaptın... O Sana bağlı, doğru, bütün yüreğiyle dürüst biri olarak yolunda yürüdü..." (1. Krallar, 3:6)
... Allah'ınız Rab'bi sevin, tümüyle gösterdiği yolda yürüyün, buyruklarını yerine getirin, O'na bağlı kalın, O'na candan ve yürekten hizmet edin. (Yeşu, 22:5)
Rab'be çok bağlıydı, O'nun yolundan ayrılmadı, Rab'bin Musa'ya vermiş olduğu buyrukları yerine getirdi. (2. Krallar, 18:6)
Rab'be bağlı kalan sizler ise hâlâ yaşamaktasınız. "İşte, Allah'ım Rab'bin buyruğu uyarınca size kurallar, ilkeler verdim. Öyle ki, mülk edinmek için gideceğiniz ülkede bunlara uyasınız. Onlara sımsıkı bağlanın..." (Yasa'nın Tekrarı, 4:4-6)
Bugüne dek yaptığınız gibi, Allah'ınız Rab'be sımsıkı bağlı kalın. (Yeşu, 23:8)
Davranışlarımızı sınayıp gözden geçirelim, yine Rab'be dönelim. (Ağıtlar, 3:40)
... Çünkü İbrahim sözümü dinledi. Uyarılarıma, buyruklarıma, kurallarıma, Yasalarıma bağlı kaldı. (Yaratılış, 26:4-5)
Rab sadık kullarının adımlarını korur, ama kötüler karanlıkta susturulur. Çünkü güçle zafere ulaşamaz insan. (1. Samuel, 2:9)
Bu yüzden Rab... sadık kuluna sadakat gösterir, kusursuz olana kusursuz davranırsın. (2. Samuel, 22:25-26)
Ya Rab... Bütün yürekleriyle yolunu izleyen kullarınla yaptığın antlaşmaya (vaadine) bağlı kalırsın. (1. Krallar, 8:23)
Ya Rab Allah, dini görevlilerin kurtuluşu kuşansın, sadık kulların iyiliklerinle sevinsinler. (2. Tarihler, 6:41)
Ey sizler, Rab'bi sevenler, kötülükten tiksinin. O sadık kullarının canını  korur, onları kötülerin elinden kurtarır. (Mezmurlar, 97:10)
Yeşu, "Bunun için Rab'den korkun, içtenlik ve bağlılıkla O'na kulluk edin" diye devam etti..." (Yeşu, 24:14)
Tevrat'ta Allah'a Saygı Göstermek
Herşey duyuldu, sonuç şu: Allah'a saygı göster, buyruklarını yerine getir, çünkü her insanın görevi budur. (Vaiz, 12:13)
Bütün yeryüzü Rab'den korksun, dünyada yaşayan herkes O'na saygı duysun. Çünkü O söyleyince, herşey var oldu; O buyurunca, herşey belirdi. (Mezmurlar, 33:8-9)
... Allah'a saygı göster... (Vaiz, 5:7)
Ey sizler, Rab'den korkanlar, O'na övgüler sunun!... O'nu yüceltin!... O'na saygı gösterin! (Mezmurlar, 22:23)
Senin buyruklarından zevk alıyor, onları seviyorum. Saygı ve sevgi duyuyorum buyruklarına, derin derin düşünüyorum kurallarını. (Mezmurlar, 119:47)
Oğlum, Rab'be... saygı göster, başkaldıranlarla arkadaşlık etme. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 24:21)
... Allah'tan korkanların, O'nun önünde saygıyla duranların iyilik göreceğini biliyorum. (Vaiz, 8:12)
Allah'ın yaptığı herşeyin sonsuza dek süreceğini biliyorum. Ona ne bir şey eklenebilir ne de ondan bir şey çıkarılabilir. Allah insanların Kendisi'ne saygı duymaları için bunu yapıyor. (Vaiz, 3:14)
Tevrat'ta İman Coşkusu ve Sevinci
… Allah'ınız Rab'de sevinç bulun, coşun… (Yoel, 2:23)
... Ey Allah'ım, Senin isteğini yapmaktan zevk alırım ben, Yasan yüreğimin derinliğindedir. (Mezmurlar, 40: 8)
…. Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, sanki benim oluyor bütün hazineler. Koşullarını derin derin düşünüyorum, yollarını izlerken. Zevk alıyorum kurallarından, sözünü unutmayacağım. (Mezmurlar, 119:14-16)
… Allah'ınız Rab Kendisi'ni bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır. (Yasa'nın Tekrarı, 13:3)
Kötülerin acısı çoktur, ama Rab'be güvenenleri O'nun sevgisi kuşatır. Ey doğru insanlar, sevinç kaynağınız Rab olsun, coşun; ey yüreği temiz olanlar, hepiniz sevinç çığlıkları atın! (Mezmurlar, 32:10-11)
… Ben bütün yüreğimle Senin koşullarına uyarım. Onların yüreği yağ bağladı, bense zevk alırım Yasandan… Yasa benim için binlerce altın ve gümüşten daha değerlidir. (Mezmurlar, 119:69-72)
Allah'ınız Rab'bi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz. (Yasa'nın Tekrarı, 6:5)
Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkârların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz. Ancak zevkini Rab'bin Yasası'ndan alır ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür. (Mezmurlar, 1:1-2)
Hanna şöyle dua etti: "Yüreğim Rab'de bulduğum sevinçle coşuyor; gücümü yükselten Rab'dir. Düşmanlarımın karşısında övünüyor,kurtarışınla seviniyorum! Kutsallıkta Rab'bin benzeri yok, evet, Senin gibisi yok, ya Rab! Allah'ımız gibi dayanak yok." (I. Samuel, 2:1-2)
Senin buyruklarından zevk alıyor, onları seviyorum. Saygı ve sevgi duyuyorum buyruklarına, derin derin düşünüyorum kurallarını. (Mezmurlar, 119:47-48)
Sıkıntıya, darlığa düştüm, ama buyrukların benim zevkimdir. Öğütlerin sonsuza dek doğrudur; bana akıl ver ki, yaşayayım. (Mezmurlar, 119:143-144)
Yasanı sevenler büyük esenlik bulur, hiçbir şey sendeletmez onları. Ya Rab, kurtarışına umut bağlar, buyruklarını yerine getiririm.Öğütlerine candan uyar, onları çok severim. (Mezmurlar, 119:165-167)
Rab'bin Yasası yetkindir, cana can katar, Rab'bin buyrukları güvenilirdir, saf adama bilgelik verir, Rab'bin kuralları doğrudur, yüreği sevindirir, Rab'bin buyrukları arıdır, gözleri aydınlatır. Rab korkusu paktır, sonsuza dek kalır, Rab'bin ilkeleri gerçek, tamamen adildir.Onlara altından, bol miktarda saf altından çok istek duyulur, onlar baldan, süzme petek balından tatlıdır. (Mezmurlar, 19:7-10)
Rab'bin işleri büyüktür, onlardan zevk alanlar hep onları düşünür. (Mezmurlar, 111:2)
Önderler toplanıp beni kötüleseler bile, ben kulun Senin kurallarını derin derin düşüneceğim. Öğütlerin benim zevkimdir, bana akıl verirler. (Mezmurlar, 119:23-24)
Kurallarını nasıl izleyeceğimi öğret bana, ya Rab, öyle ki, onları sonuna kadar izleyeyim. Anlamamı sağla, Yasana uyayım, bütün yüreğimle onu yerine getireyim. Buyrukların doğrultusunda yol göster bana, çünkü yolundan zevk alırım. (Mezmurlar, 119:33-35)
Ben kuluna verdiğin söz uyarınca, sevgin beni avutsun. Sevecenlik göster bana, yaşayayım, çünkü Yasandan zevk alıyorum. (Mezmurlar, 119:76-77)
Ama Allah'ınız Rab'bi arayacaksınız. Bütün yüreğinizle, bütün canınızla ararsanız, O'nu bulacaksınız. (Yasa'nın Tekrarı, 4:29)
… O'nun yanındaydım. Gün be gün sevinçle dolup taştım, huzurunda hep coştum. O'nun dünyası mutluluğum, insanları sevincimdi. (Süleyman'ın Özdeyişler, 8:30-31)
Eğer Yasan zevk kaynağım olmasaydı, çektiğim acılardan yok olurdum. Koşullarını asla unutmayacağım, çünkü onlarla bana yaşam verdin. (Mezmurlar, 119:92-93)
Dudaklarımdan övgüler aksın, çünkü bana kurallarını öğretiyorsun. Dilimde sözün ezgilere dönüşsün, çünkü bütün buyrukların doğrudur… Kurtarışını özlüyorum, ya Rab, Yasan zevk kaynağımdır. Beni yaşat ki, Sana övgüler sunayım, hükümlerin bana yardımcı olsun. (Mezmurlar, 119:171-175)
Ne mutlu O'nun öğütlerine uyanlara, bütün yüreğiyle O'na yönelenlere! (Mezmurlar, 119:2)
Allah'ınız Rab'bi sevmek, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk etmek için bugün size bildirdiğim buyruklara iyice kulak verirseniz, Rab ülkenize ilk ve son yağmuru vaktinde yağdıracak… (Yasa'nın Tekrarı, 11:13-14)
Ey bütün dünya, Rab'be sevinç çığlıkları yükseltin! O'na neşeyle kulluk edin, sevinç ezgileriyle çıkın huzuruna! Bilin ki Rab Allah'tır. Bizi yaratan O'dur, biz de O'nunuz… Kapılarına şükranla, avlularına övgüyle girin! Şükredin O'na, adına övgüler sunun! (Mezmurlar, 100:1-4)
Rab gücüm ve ezgimdir, O kurtardı beni. O'dur Allah'ım, övgüler sunacağım O'na... yücelteceğim O'nu. (Mısır'dan Çıkış, 15:2)
Rab'den zevk al, O senin içindeki istekleri yerine getirecektir. (Mezmurlar, 37:4)
Övgüler sunun Rab'be! Ne mutlu Rab'den korkan insana, O'nun buyruklarından büyük zevk alana! (Mezmurlar, 112:1)
Ömrümce Rab'be ezgiler söyleyecek, var oldukça Allah'ımı İlahilerle öveceğim… Sevincim Rab olsun!... Rab'be övgüler sun, ey gönlüm! Rab'be övgüler sunun! (Mezmurlar, 104:33-35)
Ne mutlu sevinç çığlıkları atmasını bilen halka, ya Rab! Yüzünün ışığında yürürler. Gün boyu Senin adınla sevinir, doğruluğunla yücelirler. Çünkü Sen onların gücü ve yüceliğisin, lütfun sayesinde gücümüz artar. (Mezmurlar, 89:15-17)
Sende neşe ve sevinç bulsun bütün Sana yönelenler! "Rab yücedir!" desin hep Senin kurtarışını özleyenler! (Mezmurlar, 40:16; Mezmurlar 70:4)
O zaman Allah'ın sunağına, neşe, sevinç kaynağım Allah'a gideceğim ve Sana, ey Allah, Allah'ım benim, lirle şükredeceğim. (Mezmurlar 43:4)
Sözlerini bulur bulmaz yuttum, bana neşe, yüreğime sevinç oldu. Çünkü Seninim ben, Ya Rab, Herşeye Egemen Allah! (Yeremya, 15:16)
Ancak doğrular sevinsin, bayram etsinler Allah'ının önünde, neşeyle coşsunlar. Allah'a ezgiler söyleyin, adını İlahilerle övün… (Mezmurlar, 68:3-4)
Ağzımdan çıkan içten övgüleri kabul et, ya Rab, bana hükümlerini öğret… Öğütlerin sonsuza dek mirasımdır, yüreğimin sevincidironlar. (Mezmurlar, 119:108, 111)
Yüreği sınadığını, doğruluktan hoşlandığını bilirim. Herşeyi içtenlikle, gönülden verdim. Şimdi burada olan halkının Sana nasıl istekle bağışlar verdiğini sevinçle gördüm. Ya Rab… bu isteği sonsuza dek halkının yüreğinde ve düşüncesinde tut, onların Sana bağlı kalmalarını sağla. Oğlum Süleyman'a bütün buyruklarına, uyarılarına, kurallarına uymak, hazırlığını yaptığım tapınağı kurmak için istekli bir yürek ver." (1. Tarihler, 29:17-19)
Sevincinizi dile getirin gücümüz olan Allah'a, sevinç çığlıkları atın Yakup'un Allah'ına! Çalgıya başlayın, tef çalın, tatlı sesli lir ve çenk çınlatın. (Mezmurlar, 81:1-2)
Ey Allah, temiz bir yürek yarat, yeniden kararlı bir ruh var et içimde… Geri ver bana sağladığın kurtuluş sevincini, bana destek ol,istekli bir ruh ver… Dilim Senin kurtarışını İlahilerle övsün. Ya Rab, aç dudaklarımı, ağzım Senin övgülerini duyursun. (Mezmurlar, 51:10-15)
Yaratacaklarımla sonsuza dek sevinip coşun... (Yeşaya, 65:18)
Harika öğütlerin var, bu yüzden onlara candan uyuyorum. Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar, Saf insanlara akıl verir. Ağzım açık,soluk soluğayım, çünkü buyruklarını özlüyorum. (Mezmurlar, 119: 129-131)
Ben de Seni, Senin sadakatini çenkle öveceğim, ey Allah'ım, lir çalarak Seni İlahilerle öveceğim… Seni ilahilerle överken,dudaklarımla, varlığımla sevincimi dile getireceğim, çünkü Sen beni kurtardın. Dilim gün boyu Senin zaferinden söz edecek… (Mezmurlar, 71:22-24)
... Onlar da sevinçle övgüler sundular, başlarını eğip tapındılar. (2. Tarihler, 29:30)
Rab'be övgüler, şükranlar sunarak ezgi okudular... herkes yüksek sesle Rab'bi övmeye başladı. (Ezra, 3:11)
Hizkiya onlar için şöyle dua etti: "Kutsal yerin kuralları uyarınca arınmamış bile olsa, Rab Allah'a, atalarının Allah'ına yönelmeye yürekten kararlı olan herkesi iyi olan Rab bağışlasın." (2. Tarihler, 30:19)
Sözlerim temiz bir yürekten çıkıyor, dudaklarım bildiklerini içtenlikle söylüyor. Beni Allah'ın ruhu yarattı, Herşeye Gücü Yeten'in soluğu yaşam veriyor bana. (Eyüp, 33:3-4)
Halk verdiği armağanlar için seviniyordu. Çünkü herkes Rab'be içtenlikle ve gönülden vermişti. Kral Davut da çok sevinçliydi. (1. Tarihler, 29:9)
Her istekli, hevesli kişi Buluşma Çadırı'nın yapımı, hizmeti ve kutsal giysiler için Rab'be armağan getirdi. Kadın erkek herkes istekle geldi… (Mısır'dan Çıkış, 35:21-22)
... Rab'bin Musa aracılığıyla yapmalarını buyurduğu işler için Rab'be gönülden verilen sunu sundular. (Mısır'dan Çıkış, 35:29)
Keşke benden korksalardı ve bütün buyruklarıma uymak için her zaman yürekten istekli olsalardı! O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi. (Yasa'nın Tekrarı, 5:29)
Ya Rab, bu kulunun, adını yüceltmekten sevinç duyan öbür kullarının dualarına kulak ver. Beni bugün başarılı kıl... (Nehemya, 1:11)
 Varlığınla onu sevince boğdun. Çünkü kral Rab'be güvenir, Yüceler Yücesi'nin sevgisi sayesinde sarsılmaz. (Mezmurlar, 21:6-7)
Borazan çalanlarla ezgiciler tek ses halinde Rab'be şükredip övgüler sunmaya başladılar. Borazan, zil ve çalgıların eşliğinde seslerini yükselterek Rab'bi şöyle övdüler: "Rab iyidir; sevgisi sonsuza dek kalıcıdır."... (2. Tarihler, 5:13)
Ömrümce Sana övgüler sunacağım, Senin adınla ellerimi kaldıracağım. Zengin yiyeceklere doyarcasına doyacağım Sanaşakıyan dudaklarla ağzım Sana övgüler sunacak. (Mezmurlar, 63:4-5)
Adının yüceliğine İlahiler söyleyin, O'na görkemli övgüler sunun! (Mezmurlar, 66:2)
Yüceliğini göster, ya Rab, gücünle! Ezgiler söyleyip İlahilerle öveceğiz kudretini. (Mezmurlar, 21:13)
... Ekin biçenlerin neşelendiği, ganimet paylaşanların coştuğu gibi, onlar da sevinecek Senin önünde. (Yeşaya, 9:3)
... Levililer'le kâhinler Rab'bi yüceltmek amacıyla kullanılan yüksek sesli çalgılarla her gün O'nu övüyorlardı. (2. Tarihler, 30:21)
Benimle birlikte Rab'bin büyüklüğünü duyurun, adını birlikte yüceltelim. (Mezmurlar, 34:3)
Bu onurla mutlu olsun sadık kulları, sevinç ezgileri okusunlar yataklarında! (Mezmurlar, 149:5)
Kullarım mutluluk içinde ezgiler söyleyecek, ama siz yürek acısından feryat edecek, Ezik bir ruhla haykıracaksınız. (Yeşaya, 65:14)
Madem bolluk zamanında Allah'ınız Rab'be sevinçle, hoşnutlukla kulluk etmediniz, Rab'bin üzerinize göndereceği düşmanlara kölelik edeceksiniz. Aç, susuz, çıplak kalacaksınız; herşeye gereksinim duyacaksınız… (Yasa'nın Tekrarı, 28:47-48)
... "Üzülmeyin. Rab'bin verdiği sevinç sizi güçlü kılar." (Nehemya, 8:10)
... Allah'ınız Rab'bi sevin, tümüyle gösterdiği yolda yürüyün, buyruklarını yerine getirin, O'na bağlı kalın, O'na candan ve yürekten hizmet edin. (Yeşu, 22:5)
Tevrat'ta Derin Düşünmenin Önemi
Yatağıma uzanınca Seni anarım, gece boyunca derin derin Seni düşünürüm. (Mezmurlar, 63:6)
Ancak zevkini Rab'bin Yasası'ndan alır ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür. (Mezmurlar, 1:2)
Rab'bin işlerini anacağım, Evet, geçmişteki harikalarını anacağım. Yaptıkları üzerinde derin derin düşüneceğim, bütün işlerinin üzerinde dikkatle duracağım. (Mezmurlar, 77:11-12)
Önderler toplanıp beni kötüleseler bile, ben kulun Senin kurallarını derin derin düşüneceğim. Öğütlerin benim zevkimdir, bana akıl verirler. (Mezmurlar, 119:23-24)
Ne kadar severim Yasanı! Bütün gün düşünürüm onun üzerinde. Buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar, çünkü her zaman aklımdadır onlar. Bütün öğretmenlerimden daha akıllıyım, çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum. (Mezmurlar, 119:97-99)
Gün doğmadan kalkıp yardım dilerim, Senin sözüne umut bağladım. Verdiğin söz üzerinde düşüneyim diye, gece boyunca uyku girmiyor gözüme. (Mezmurlar, 119:147-148)
Gördüklerimi derin derin düşündüm, seyrettiklerimden ibret aldım. (Özdeyişler, 24:32)
Allah'ın yaptığını düşün: O'nun eğrilttiğini kim doğrultabilir? İyi günde mutlu ol, ama kötü günde dikkatle düşün… (Vaiz, 7:13-14)
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, sanki benim oluyor bütün hazineler. Koşullarını derin derin düşünüyorum, yollarını izlerken.Zevk alıyorum kurallarından, sözünü unutmayacağım. (Mezmurlar, 119:13-16)
Dinle, Eyüp, dur da düşün Allah'ın şaşılası işlerini. (Eyüp, 37:14)
Yasa Kitabı'nda yazılanları dilinden düşürme. Tümünü özenle yerine getirmek için gece gündüz onu düşün. O zaman başarılı olacak ve amacına ulaşacaksın. (Yeşu, 1:8)
Geçmiş günleri anıyor, bütün yaptıklarını derin derin düşünüyor, Ellerinin işine bakıp dalıyorum. Ellerimi Sana açıyorum, canım kurak toprak gibi Sana susamış. (Mezmurlar, 143:5-6)
Rab'bin işleri büyüktür, onlardan zevk alanlar hep onları düşünür. (Mezmurlar, 111:2)
Yalnız Rab'den korkun, O'na bağlılıkla ve bütün yüreğinizle kulluk edin. O'nun sizler için ne görkemli işler yaptığını bir düşünün! (1. Samuel, 12:24)
Senin buyruklarından zevk alıyor, onları seviyorum. Saygı ve sevgi duyuyorum buyruklarına, derin derin düşünüyorum kurallarını.(Mezmurlar, 119:47-48)
Yüreğim tutuştu içimde, ateş aldı derin derin düşünürken, şu sözler döküldü dilimden: Bildir bana, ya Rab, sonumu, sayılı günlerimi; bileyim ömrümün ne kadar kısa olduğunu! (Mezmurlar, 39:3-4)
Yaptıkların kuşaktan kuşağa şükranla anılacak, güçlü işlerin duyurulacak. Düşüneceğim harika işlerini, insanlar büyüklüğünü, yüce görkemini konuşacak. (Mezmurlar, 145:4-5)
Herşeye egemen Rab diyor ki, "Şimdi tuttuğunuz yolları iyi düşünün!" (Hagay, 1:5)
‘Bugüne dek olanları iyi düşünün… Ellerinizin bütün emeğini samyeliyle, küfle, doluyla cezalandırdım. Yine de bana dönmediniz.' Rab böyle diyor. ‘… olacakları iyi düşünün.' (Hagay, 2:15-18)
Böylece bütün bunları düşünüp taşındım ve şu sonuca vardım: Doğrular, bilgeler ve yaptıkları herşey Allah'ın elindedir… (Vaiz, 9:1)
… huzurunda, düşündükçe korkarım O'ndan. (Eyüp, 23:15)
Tevrat'ta İman Hakikatlerini Teşvik Eden İzahlar
İç varlığımı Sen yarattın, annemin rahminde beni Sen ördün. Sana övgüler sunarım, çünkü müthiş ve harika yaratılmışım. Ne harika işlerin var! Bunu çok iyi bilirim. Gizli yerde yaratıldığımda, yerin derinliklerinde örüldüğümde, bedenim Senden gizli değildi. Henüz döl yatağındayken gözlerin gördü beni; bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden, hepsi Senin kitabına yazılmıştı. (Mezmurlar, 139:13-16)
Başınızı kaldırıp göklere bakın. Kim yarattı bütün bunları? Yıldızları sırayla görünür kılıyor, her birini adıyla çağırıyor. Büyük kudreti, üstün gücü sayesinde hepsi yerli yerinde duruyor… Ebedi Allah, Rab, bütün Dünya'yı yaratan, ne yorulur ne de zayıflar, O'nun bilgisi kavranamaz. (Yeşaya, 40:26-28)
Gemilerle denize açılanlar, okyanuslarda iş yapanlar, Rab'bin işlerini, derinliklerde yaptığı harikaları gördüler. (Mezmurlar, 107:23-24)
Sizi kurtaran, size rahimde biçim veren Rab diyor ki, "Herşeyi yaratan, gökleri yalnız başına geren, yeryüzünü tek başına seren… Rab Benim." (Yeşaya, 44:24)
Rab'bin işlerini anacağım, evet, geçmişteki harikalarını anacağım. Yaptıkları üzerinde derin derin düşüneceğim, bütün işlerinin üzerinde dikkatle duracağım. (Mezmurlar 77:11-12)
Ya Rab, Allah'ım, harikaların, düşüncelerin ne çoktur bizim için; Sana eş koşulmaz! Duyurmak, anlatmak istesem yaptıklarını, saymakla bitmez. (Mezmurlar, 40:5)
Rab'bin işleri büyüktür, onlardan zevk alanlar hep onları düşünür. O'nun yaptıkları yüce ve görkemlidir… Rab unutulmayacak harikalar yaptı, O sevecen ve lütfedendir. (Mezmurlar, 111:2-4)
Şükretsinler Rab'be sevgisi için, insanlar yararına yaptığı harikalar için. Çünkü O susamış canın susuzluğunu giderir, aç canı iyiliklerle doyurur. (Mezmurlar, 107:8-9)
Bol bol yiyip doyacak ve sizin için harikalar yaratan Allah'ınız Rab'bin adını öveceksiniz… (Yoel, 2:26)
Düşüneceğim harika işlerini, insanlar büyüklüğünü, yüce görkemini konuşacak. Yaptığın müthiş işlerin gücünden söz edecekler,ben de Senin büyüklüğünü duyuracağım. (Mezmurlar, 145:5-6)
Çünkü Sen ulusun, harikalar yaratırsın, tek Allah Sensin. (Mezmurlar, 86:10)
… Kurallarını öğret bana! Koşullarını anlamamı sağla ki, harikalarının üzerinde düşüneyim. (Mezmurlar, 119:26-27)
Rab Allah'a… övgüler olsun, harikalar yaratan yalnız O'dur. (Mezmurlar, 72:18)
Dünyayı yaratan, yerini alsın diye ona biçim veren, adı Rab olan… (Yeremya, 33:2)
Çünkü dağlara biçim veren, rüzgarı yaratan, düşüncelerini insana bildiren, şafağı karanlığa çeviren, Dünya'nın yüksek yerlerine ayak basan işte O'dur, O'nun adı Rab, Herşeye Egemen Allah'tır. (Amos, 4:13)
Ülker ve Oryon takımyıldızlarını yaratan, zifiri karanlığı sabaha çeviren, gündüzü geceyle karartan, deniz sularını çağırıp yeryüzüne dökenin adı Rab'dir. (Amos, 5:8)
Sizi yaratan, gökleri geren, Dünya'nın temellerini atan Rab'bi nasıl olur da unutursunuz?... (Yeşaya, 51:13)
Çünkü gökleri yaratan Rab, Dünya'yı yaratıp biçimlendiren, pekiştiren, üzerinde yaşanmasın diye değil, yaşansın diye biçimlendiren Rab -Allah O'dur- şöyle diyor: "Rab Benim, başkası yok. (Yeşaya, 45:18)
Işığı biçimlendiren, karanlığı yapan, esenliği ve felaketi yaratan, bütün bunları yapan Rab benim. (Yeşaya, 45:7)
Beni ana karnında yaratan onu da yaratmadı mı? Rahimde bize biçim veren O dewğil mi? (Eyüp, 31:15)
İşiten kulağı da gören gözü de Rab yaratmıştır. (Süleyman'ın Özdeyişler, 20:12)
Yeri göğü, denizi ve içindeki herşeyi yaratan… (Mezmurlar, 146:6)
Göğün ve yerin Yaratılış öyküsü: Rab Allah göğü ve yeri yarattığında, yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü Rab Allah henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu. Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu.Rab Allah Adem'i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu. (Yaratılış, 2:4-7)
Lübnan sedir ağacından duvarlarda biten mercanköşkotuna kadar bütün ağaçlardan söz ettiği gibi, hayvanlar, kuşlar, sürüngenler ve balıklardan da söz edebiliyordu. Süleyman'ın bilgeliğini duyan dünyanın bütün kralları ona adamlarını gönderirdi. Bütün uluslardan insanlar gelir, Süleyman'ın bilgece sözlerini dinlerdi. (1. Krallar, 4:33-34)
Bağbozumundan önce çiçekler düşüp üzümler olgunlaşmaya yüz tutunca... (Yeşaya, 18:5)
Bağlara gidelim sabah erkenden, bakalım, asma tomurcuk verdi mi? Dalları yeşerdi mi, narlar çiçek açtı mı... Mis gibi koku saçıyor adamotları, kapımızın yanıbaşında taze, kuru, her çeşit seçme meyve var... (Ezgilerin Ezgisi, 7:12-13)
Ceviz bahçesine indim, yeşermiş vadiyi göreyim diye; asma tomurcuk verdi mi, narlar çiçek açtı mı bakayım diye. (Ezgilerin Ezgisi, 6:11)
Allah, "Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları hasıl etsin" diye buyurdu ve öyle oldu. (Yaratılış, 1:11)
Tevrat'ta Dünya Hayatının Geçiciliği Üzerine İzahlar
Gazabından kısalıyor günlerimiz, bir soluk gibi tükeniyor yıllarımız. Ömrümüz yetmiş yıl sürüyor, bilemedin seksen, o da sağlıklıysak; en güzel yıllar da zahmetle, kederle geçiyor, çabucak bitiyor, uçup gidiyoruz. (Mezmurlar, 90:9-10)
... Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir. (1. Tarihler, 29:15)
… Altınları da gümüşleri de onları kurtaramayacak… (Sefenya, 1:18)
İnsan bir soluğu andırır, günleri geçici bir gölge gibidir. (Mezmurlar, 144:4)
Kemiklerini dolduran gençlik ateşi kendisiyle birlikte toprakta yatacak. (Eyüp, 20:11)
... Her insanın sonu ölümdür, yaşayan herkes bunu aklında tutmalı. (Vaiz, 7:2)
Toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin. (Yaratılış, 3:19)
Dedi ki, "Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. Rab verdi, Rab aldı, Rab'bin adına övgüler olsun!" (Eyüp, 1:21)
(İnsan) çiçek gibi açıp solar, gölge gibi gelip geçer. (Eyüp, 14:2)
Yüreğim tutuştu içimde, ateş aldı derin derin düşünürken, şu sözler döküldü dilimden: Bildir bana, ya Rab, sonumu, sayılı günlerimi; bileyim ömrümün ne kadar kısa olduğunu! Yalnız bir karış ömür verdin bana, hiç kalır hayatım Senin önünde. Her insan bir soluktur sadece, en güçlü çağında bile. Bir gölge gibi dolaşır insan, boş yere çırpınır, mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden. Ne bekleyebilirim şimdi, ya Rab? Umudum Sende. (Mezmurlar, 39:3-7)
Çünkü mayamızı bilir, toprak olduğumuzu anımsar. İnsana gelince, ota benzer ömrü, kır çiçeği gibi serpilir; rüzgar üzerine esince yok olur gider, bulunduğu yer onu tanımaz. Ama Rab Kendisi'nden korkanları sonsuza dek sever... (Mezmurlar 103:14-18)
Ey bütün halklar, dinleyin! Kulak verin hepiniz, ey dünyada yaşayanlar, Halk çocukları, bey çocukları, zenginler, yoksullar!... Onlar varlıklarına güvenir, büyük servetleriyle böbürlenirler. Kimse kimsenin hayatının bedelini ödeyemez, Allah'a fidye veremez. Çünkü hayatın fidyesi büyüktür, kimse ödemeye yeltenmemeli. Böyle olmasa, sonsuza dek yaşar insan, mezar yüzü görmez. Kuşkusuz herkes biliyor bilgelerin öldüğünü, aptallarla budalaların yok olduğunu. Mallarını başkalarına bırakıyorlar. Mezarları, sonsuza dek evleri, kuşaklar boyu konutları olacak, topraklarına kendi adlarını verseler bile. Bütün gösterişine karşın geçicidir insan, ölüp giden hayvanlar gibi… Korkma biri zenginleşirse, evinin görkemi artarsa. Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, görkemi onunla mezara gitmez. Yaşarken kendini mutlu saysa bile, başarılı olunca övgüler toplasa bile... Bütün gösterişine karşın anlayışsızdır insan, Ölüp giden hayvanlar gibi. (Mezmurlar, 49:1-2, 6-20)
Onlar yok olacak, ama Sen kalıcısın. Hepsi bir giysi gibi eskiyecek. Onları bir kaftan gibi değiştireceksin, geçip gidecekler. Ama Sen hep aynısın, yılların tükenmeyecek. (Mezmurlar, 102:26-27)
Zenginlik ve onur, kalıcı değerler ve bolluk Bendedir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 8:18)
Çünkü zenginlik kalıcı değildir ve taç kuşaktan kuşağa geçmez. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 27:24)
Çekicilik aldatıcı, güzellik boştur; ama Rab'be saygılı kadın övülmeye layıktır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 31:30)
Zenginliğine güvenen tepetaklak gidecek, oysa doğrular dalındaki yaprak gibi gelişecek. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 11:28)
Servet aldatıcıdır… (Habakkuk, 2:5)
… elde ettikleri zenginlik uçup gitti. (Yeremya, 48:36)
O gün Rab güzel halhalları, alın çatkılarını, hilalleri, küpeleri, bilezikleri, peçeleri, başlıkları, ayak zincirlerini, kuşakları, koku şişelerini, muskaları, yüzükleri, burun halkalarını, bayramlık giysileri, pelerinleri, şalları, keseleri, el aynalarını, keten giysileri, baş sargılarını, tülbentleri ortadan kaldıracak. O zaman güzel kokunun yerini pis koku, kuşağın yerini ip, lüleli saçın yerini kel kafa, süslü giysinin yerini çul, güzelliğin yerini dağlama izi alacak. (Yeşaya, 3:18-24)
Yargı günü uzaklardan başınıza felaket geldiğinde ne yapacaksınız? Yardım için kime koşacaksınız, servetinizi nereye saklayacaksınız? (Yeşaya, 10:3)
Servet göz açıp kapayana dek yok olur, kanatlanıp kartal gibi göklere uçar. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 23:5)
Gazap günü servet işe yaramaz, (Süleyman'ın Özdeyişleri, 11:4)
Kişinin serveti gün gelir canına fidye olur, (Süleyman'ın Özdeyişleri, 13:8)
Akarsuların, bal ve ayran akan derelerin sefasını süremeyecek. Zahmetle kazandığını yemeden geri verecek, elde ettiği kazancın tadını çıkaramayacak… Serveti onu kurtaramayacak. (Eyüp, 20:17-20)
Yaşama gücüm tükendi, günlerim kısaldı, mezar gözlüyor beni. (Eyüp, 17:1)
Rab, "Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür" dedi… (Yaratılış, 6:3)
Ah çekip inlersin ömrünün son günlerinde, etinle bedenin tükendiğinde. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 5:11)
Ölümlü insana güvenmekten vazgeçin. Onun ne değeri var ki? (Yeşaya, 2:22)
Çünkü gölge gibi gelip geçen kısa ve boş ömründe insana... kendisinden sonra Güneş'in altında neler olacağını kim söyleyebilir? (Vaiz, 6:12)
Rüzgarı tutup ona egemen olmaya kimsenin gücü yetmediği gibi, ölüm gününe egemen olmaya da kimsenin gücü yetmez... (Vaiz, 8:8)
İnsanları bir düş gibi siler, süpürürsün, sabah biten ot misali: Sabah filizlenir, büyür, akşam solar, kurur. (Mezmurlar, 90:5-6)
Büyük işlere girdim. Kendime evler inşa ettim, bağlar diktim. Bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim. Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım... Herkesten çok sığıra, davara sahip oldum. Altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım... Büyük üne kavuştum... Gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim. Gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım... Yaptığım bütün işlere, çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. Güneş'in altında hiçbir kazanç yokmuş. (Vaiz, 2:4-11)
... Sahibinin zararına biriktirilen ve yok olup giden servet... Annesinin rahminden çıplak çıkar insan. Dünyaya nasıl geldiyse öyle gider, emeğinden hiçbir şey götürmez elinde. Dünyaya nasıl geldiyse öyle gider insan... (Vaiz, 5:13-16)
... Gençlik de dinçlik de boştur. (Vaiz, 11:10)
Gümüş tel kopmadan, altın tas kırılmadan, testi çeşmede parçalanmadan, kuyu makarası kırılmadan, toprak geldiği yere dönmeden, Ruh onu veren Allah'a dönmeden, seni Yaratanı anımsa. "Her şey boş" diyor Vaiz, "Bomboş!" (Vaiz, 12:6-8)